22 Haziran 2018

Uber, bisikletle Avrupa pazarına giriyor

uber-bike-chasingkendall9

Uber, bisiklet paylaşım girişimi Jump’ı satın aldıktan sonra bisikletleri ABD kentlerinde yaygın hale getirmeyi başladı. Şirket şimdi de Avrupa pazarına açılmak istiyor. Berlin’de gerçekleşen NOAH Konferansı’nda konuşan Uber CEO’su Dara Khosrowshahi, şirketin geleneksel taksi yolculuklarının ötesine geçerek yaz sonunda Berlin’de ardından da daha fazla Avrupa şehrinde bisiklet kiralama hizmeti vermeyi düşündüklerini duyurdu. Şu an Avrupa’da faaliyet gösteren Obike, Limebike ve Ofo gibi bisiklet paylaşım uygulamaları bulunuyor. Uber’in bu yeni stratejisinin bu markalar arasında rekabeti artırması bekleniyor. Berlin’de şu an sekiz farklı şirkete ait 18.000’in üzerinde paylaşım bisikleti bulunuyor.  Uber’in bu pazara girmesi işleri daha karışık bir hale getirebilir. Bunun yanında Uber’in Avrupa’daki itibarı çok yüksek değil. Şirket pek çok kentte yasaklandı ayrıca aynı zamanda Londra ulaşım otoritesiyle mücadele ediyor. İngiliz makamları Uber’i sürücülerini doğru şekilde denetlememek ve taciz gibi pek çok suçu rapor etmemek de dahil olmak üzere “kurumsal sorumluluk eksikliği” nedeniyle faaliyet gösterme lisansından yoksun bıraktı. Uber bu nedenle Avrupa pazarıyla barış yapıp devam etmek istiyor. Uber bisiklet paylaşımı yanında hava kirliliğiyle savaşmak için Uber Green adını verdiği elektrikli otomobil uygulamasını Avrupa’da kullanıma sunacak.

04 Haziran 2018

Nokia, dijital sağlık işini satıyor

withings

Nokia, 2016 yılında dijital sağlık hizmeti satın aldı ancak bu işte ciddi başarılar elde edemedi. Şirket geçtiğimiz hafta satın aldığı bu dijital sağlık hizmetini Fransız girişim Withings’in kurucularından Éric Carreel'e satmayı planladığını duyurdu. Anlaşmanın şartları henüz açıklanmadı ancak Finli teknoloji devinin satışta ciddi problemler yaşadığı kesin. Nokia, 2017’de yeni çağa ayak uydurarak dijital sağlık işine girmiş ve 191 milyon dolara  Withings’i satın almıştı. Ekim 2017’de Nokia, şirket varlıkları üzerinden 141 milyon Euro zarar ettiğini açıkladı. Bu açıklamayı şirkette “stratejik inceleme”  başlatılmasına neden oldu. Şubat ayındaysa Nokia’nın bu işten pek de para kazanamadığı ortaya çıktı. Tüm bu haberler şirketin 2018 ilk çeyrek rakamlarını açıklamasıyla teyit edildi. Dijital sağlık sektörü Nokia dışındakiler için 4,9 milyar Euro gelir getirirken Nokia için sadece 16 milyon Euro gelir getirdi Şirket, basın açıklamasında belirttiği gibi, sağlık alanındaki işi Carreel'e geri satarak, yeni bir lisanslama şirketi olma yolundaki hedeflerine uyuyor. Bu hedefler içinde telekomünikasyon donanımları satmaya odaklanmak ve herhangi bir tüketici pazarından çıkmak anlamına geliyor. Nokia, Huawei ve Ericsson’dan sonra üçüncü en büyük satıcı ve büyük patent portföyünü (1990 ve 2000’lerde cep telefonu kralı olduğu zaman içinde toplanan) lisanslamış durumda. Nokia, söz konusu satışı bu yılın ikinci çeyreği sonunda tamamlamayı bekliyor. Withings markasının geleceği ile ilgili henüz bir açıklama yok.

04 Haziran 2018

Uber'den "Uçan Araba" Hamlesi

uber_

Uber, bu yıl ikincisi düzenlenen Elevate (Hava Kargo Dünyası) konferansında en son tasarladığı “uçan araba” konseptini sergileyecek.  Sergilenecek olan prototip bir helikopterden çok drone’a benzerliğiyle dikkat çekiyor. Şirketin hava taksi hizmeti vermek için 2013 yılına kadar tamamlamayı umduğu uçak aslına uçak ve helikopter karışımı bir şey. Tasarımda omurga boyunca dört adet istiflenmiş rotor bulunmaktadır. Bir rotor bozulursa diğer rotorlar güvenli iniş için çalışmaya devam etmek üzere konumlandırılmıştır. Uber bu konseptin geleneksel rotorlara kıyasla daha sessiz çalıştığını ve genel performansın iyileştirilebileceğini belirtti. Bu araçların elektrikle güçlendirileceklerini ve 1000-2000 feet yükseklikten uçacaklarını açıklayan Uber, her bir uçağın 200 kalkış ve iniş yapacak “skyports” ve şehirdeki iniş bölgeleri arasında yolcu taşıyacağını öngörüyor. Bu uçaklar ilk başta insanlar tarafından yönetilecek olsa da sonunda özerk olarak uçması planlanıyor. Uber’in bu prototipi, Bell Helicopters, Embraer ve Pipistrel gibi üretim ortaklarının kendi uçan taksi konseptlerini oluşturmak için kullanacağı bir platform görevi görecek. Uber, ilk olarak 2016'da gökyüzüne açılma planlarını açıkladı ancak uygulama aşamasında büyük engellerle karşı karşıya kaldı. Uber’in yeni nesil uçakları dikey iniş (eVTOL) özelliğine sahiptir. Ancak uzmanlar, mühendislik ve düzenleyici engellerin uçan arabaların başarılı şekilde kalkmasını engelleyebileceğini ileri sürüyor. Uber’se otonom uçakları kontrol edebilmek ve yepyeni bir hava trafik kontrol sistemi oluşturmak için NASA ile Uzay Kanunu Anlaşması imzaladı. Ancak Uber’in hava sahasında yalnız olmadığını da belirtmek gerekir. Uçan arabalar üzerine çalışan en az 19 şirket bulunuyor. Bu şirketler arasında Boeing ve Airbus gibi eski üreticiler ve Google'ın kurucusu Larry Page'in sahibi olduğu Kitty Hawk gibi küçük işletmeler var.

09 Mayıs 2018

Square, Weebly'yi satın alıyor

square

Square web sitesi üreticisi Weebly’i 365 milyon dolar karşılığı satın aldığını açıkladı. Square’in açıklamasına göre bu satın alımın amacı Square ve Weebly’nin güçlerini birleştirmek. Square, Weebly'i satın alarak, çevrimiçi ve çevrimdışı bir iş kurmak isteyen girişimciler için “tek bir çözüm” yaratabileceğini söylüyor. Weebly'nin 625.000 ücretli abonesinin yüzde 40'ının ABD dışında olması nedeniyle anlaşmanın genel olarak Square'in büyümesine yardımcı olması öngörülüyor. Square CEO'su Jack Dorsey, Square ve Weebly’nin girişimcileri güçlendirmek istediğini ve tutkularını paylaştığını dile getirdi. Weebly kariyer yolculuğuna çevrimiçi olarak başlarken Square, kişisel sorunlara çözümler üretmek amacıyla yola çıktı. Ve CEO’Ya göre birlikte çalışarak daha uzun yıllar yolculuklarını sürdürecekler. Weebly, David Rusenko, Chris Fanini ve Dan Veltr. tarafından 2007 yılında kuruldu. Crunchbase'e göre şirket, Sequoia Capital, Tencent Holding, Baseline Ventures, Floodgate, Felicis, Ron Conway ve Y Combinator'dan 35,7 milyon dolarlık bir fon sağladı. Anlaşmanın, 2018 yılının ikinci çeyreğinde düzenleyici onayına tabi olarak kapanması bekleniyor.

09 Mayıs 2018

İngiltere'den regülasyon yatırımları

ingiltere_ai

Tüm dünya geleceğimizi yapay zekanın belirleyeceği konusunda neredeyse hemfikir. Dünya genelinde hemen her hükümetin yapay zekaya hatrı sayılır yatırımlar yaptığı da önemli bir gerçek. Büyük ekonomiye sahip ülkelerden biri olan İngiltere ise yapay zekaya yaptığı yatırımları başka bir alana kanalize etmeyi planlıyor. Ülkenin yeni vizyonu yapay zekanın kendisi yerine konunun etik ve bilimsel tarafında dünya lideri olmak. Geçtiğimiz hafta yayınlanan rapor, Birleşik Krallık’ın hükümet politikalarına rehberlik etmek için yapay zeka hakkında öncü, etik ve kendine has bir yöntem geliştirme yolunda olduğunu söylüyor. Birleşik Krallık’ın bu tarz bir yöntem geliştirebilmek için ulusal varlıkların özel kazançlarına karışabilecek, rapor oluşturmak için yardımda bulunabilecek ve küresel gelişime rehberlik edebilecek.  Söz konusu ulusal varlıklar arasında ise önde gelen köklü üniversiteler, gelişen bir yasal endüstri ve “BCC” gibi dünya çağında saygın kurumlar bulunuyor. Rapora göre önümüzdeki yıl Londra’da küresel bir zirve toplanacak. Zirvenin toplanmasının amacı ise yapay zeka teknolojisinin etik gelişimi ve dağıtımı için ortak kararlar almak. Goldman Sachs tarafından hazırlanan rapora göre İngiltere, 2012-2016 yılları arasında yapay zekaya 850 milyon dolar yatırım yaptı. Bu yatırım İngiltere’yi yapay zekaya en yüksek yatırımı yapan 3. yatırımcı ülke haline getirdi. Ancak İngiltere’nin yaptığı yatırım ile ilk iki sırada yer alan ABD ve Çin’in yaptığı yatırım arasında çok büyük fark bulunuyor. Çin aynı dönemde yapay zekaya 2.6 milyar dolar, ABD ise 18,2 milyar dolar yatırım yaptı. Rapor İngiltere’nin Çin ve ABD gibi süper güçler yerine, Almanya ve Kanada gibi yapay zeka konusunda daha az güçlü ülkelerle karşılaştırılması gerektiğini belirtiyor. Raporda ayrıca uluslararası kullanılabilecek bir “yapay zeka kodu” hazırlığı yapıldığından söz ediliyor. Özel kurumlar ve hükümetler tarafından kullanılabilecek olan kodun 5 temel ilkesi ise şu şekilde: ·  Yapay zeka insanlığın ortak yararı göz önüne alınarak geliştirilmelidir. ·  Yapay zeka, anlaşılabilirlik ve adalet ilkelerini temel alarak çalışmalıdır. ·  Yapay zeka, bireylerin, ailelerin veya toplulukların veri haklarını ya da gizliliğini tehdit edecek şekilde kullanılmamalıdır. ·  Tüm insanlar, yapay zeka ile birlikte zihinsel, duygusal ve ekonomik olarak gelişimlerini sürdürmek için eğitilmeye hak kazanmalıdır. ·  Yapay zeka, insanları incitmek, yok etmek veya aldatmak için özerk bir güce sahip olmamalıdır.

15 Mart 2018

Çin Yapay Zekada ABD’yi Geride Bıraktı

c¦ğin_ana_go¦êrsel

Son yapılan bir araştırma Çin’in yapay zekaya yaptığı yatırımların ABD’nin önüne geçtiğini söylüyor. CB Insights tarafından yapılan araştırmaya göre Çin geçtiğimiz yıl teşvik fonunun yüzde 48’ini ABD ise yüzde 38’ini ayırdı. CB Insights, Çin’in yapay zeka için oluşturduğu vizyonu agresif şekilde yürüttüğünü dile getiriyor ve Çin’in yapay zeka fonunun değer olarak ABD’nin önünde olduğunu belirtiyor. Çin’in ABD karşısında bu şekilde artıya geçmesinde 1,4 milyarlık nüfusunun büyük payı bulunuyor. Çünkü Çin’deki şirketler yaptıkları yapay zeka çalışmalarını hızla ölçeklendirebilecekleri zengin bir veriye sahipler. Bunun yanında Çin’deki yapay zeka sektörü hükümetin de desteğini taşıyor. Ülkenin dijital düzenlemelere karşı gevşek yaklaşımı şirketlerin bu konuda diğer ülkelere göre daha özgür hareket edebileceği anlamına geliyor.Şirketleri denetleyen mekanizmanın olması gerekenden daha gevşek olması Çin’de yapay zeka fonlamasının önemli bir alıcısı olan yüz tanıma teknolojisine yansıyor. Bu teknoloji ülkenin pek çok şehrinde yaygın şekilde bulunuyor ve insanlardan tuvalet kağıtlarına kadar her şeyi ayırmak için kullanılıyor. Hatta daha da önemlisi yüz tanıma devlet tarafından gözetim ve takip için önemli bir araç olarak benimsendi. ABD, yapay zekaya dayalı yüz tanıma teknolojisini Çin’in kullandığı alanlarda kullanamaz. Ki bu da Çin için büyük avantaj. ABD ve Çin’in yapay zeka rekabetinde elimizde şu an araştırmalara dayalı resmi rakamlar olsa da kesin bir “kazanan” belirlemek hala oldukça zor ve hatta imkansız.